Hıdrellez (Eğrilce)
Mayıs ayının ilk haftaları Zara ve Hafik yörelerinde daha başka, tam anlamı ile şiirdir bu mevsim. Hıdrellez kutlamaları genellikle 6 Mayıs günü yapılır. Eğrilce günü herkes kırlara çıkar. Bir dere boyunda otlu, ağaçlı bir kenarda toplanırlar. Köyde, kentte, evde tek kişi kalmaz. Herkes eğrilceye gider. Bugün evde kimseler kalmaz. Kimse iş yapmaz. Delikanlılar ve genç kızlar ağaçlara, taşlara adak adar, ziyaretlerde kurban keserler. Eğrilce dilek kapılarının açık olduğu gündür. Bugün tüm dilekler kabul olur. Hıdrellez'le ilgili bazı inançlar vardır. Bugün iş yapanların doğacak çocukları yedi yıl beladan kurtulamaz, ya da ömrü kısa olurmuş. Eğrilce günü çalışanların inekleri buzağılayacaksa doğan dananın gözü kör olurmuş. Tıraş bile olunmaz. Çünkü o yıl evdeki hayvanların doğan kuzularının ayakları topal olur. Köfte yapan ananın çocuğunun ayakları sakat doğar. Bu gibi batıl inançlar Hafik ve Zara tarafındaki halkı bu eğlenceye mecbur eder. İş yapmak mecburiyetinde olanlara şöyle bir kolaylık da bulunur: Hafik'liler Eğrilceden bir gün evvelki ikindi namazını müteakip üç gulhü bir elham suresini okur da bir avuç mısır, yahut fasulye ekerse tüm gada ve belaların bu ekinlere geleceğine inanır ve eken bu sıkıntılardan kurtulmuş olur. Yalnız bunlar asla yenmez. Çok işi olanlar bu kaçamak yola ender başvururlar. Eğrilce günü yemekler kırda yenir. Etliler, börekler, baklavalar, kavurmalar v.s. Yemekler ister günlerce önce evde yapılsın, ister kırda, sırtlarında nevale taşıyan binlerce insan o gün hep yoldadır. Kadınlar renk renk kadifeler, renk renk allar, şallar giyerler. Türküler söyleyerek halaylar çekerler ve maniler söylerler. Daha sonra kadınlar hep birlikte oturup yemeklerini yerler. Akşama doğru Hıdrellez şenlikleri sona erer. Hıdrellez kutlamalarını genellikle kadınlar yapar. Eğrilce günü bir dini bayram kadar kutsaldır. Bugünün akşamı düğün adetlerimizde olduğu gibi kız evine nişanlılı oğlan yakınları bayramcalık da sunarlar.
Nevruz (Sultan Nevruz)
İki genç kız ev ev dolaşıp, Sultan Nevruz'a katılıp katılmayacaklarını sorarlar. Eğer müspet cevap alırlarsa o evin genç kız ve gelininin yüzüklerini isterler. Ayrıca buğday, mısır ve fasulye de toplarlar. Yüzük ve yiyecek işi bitince sıra su toplamaya gelir. Gene o iki genç kız kaynak, kuyu, ırmak, çeşme vb.yerlerden birer miktar su alıp küpün içine doldururlar. Yüzükler bu küpün içine atılır. Eğlenceye katılacak olan genç kız ve gelinler birleşip köyün yakınındaki ağaçlık veya çayırlık bir yerde toplanırlar. İçlerinden birisi başına beyaz bir çarşaf örtüp küpün başına oturur. Diğerleri etrafına sıralanır. Halaylar çekilir sıra türkülere gelir. Bir türkü söylenirken küpün başındaki genç kız, elini küpe daldırıp bir yüzük çıkarır. O yüzük kiminse o türkü de onun olur. Yüzükler bitinceye kadar türküler ve maniler devam eder. En sonunda yemekler yenilir.
Eğlenceye katılmayıp köyde kalan kadınlar da daha önceden toplanmış olan un, bulgur, nohut ve kemikleri bulgur kazanlarında pişirip ev ev dağıtırlar. Bir ölçek tahıl da şenlikteki genç kızlara gönderilir. Onlar beraberce, bir ırmak kenarına gidip ölçekdekileri balıklara dökerler. Burada da oynanır, eğlenilir ve dua edilir. Genç kızlar eğlenirken delikanlılar da boş durmazlar. Onlar da ayrı eğlenceler tertip ederler. Harmanın iki yerine ateş yakar, üzerinden atlarlar. Bazen de güreş tutar, horon teperler. En sonunda getirilen yiyeceklerle karınlarını doyururlar.